Yazı Detayı
14 Ocak 2022 - Cuma 14:47 Bu yazı 777 kez okundu
 
TAPU’NUN YOLU BİZE DİKENLİDİR
Mehmet ÜNVER
 
 

TAPU’NUN YOLU BİZE DİKENLİDİR

İşim icabı yıllardır yurdumun dört bir yanını gezer tarım arazilerinde işler yaparım.

Kimileri kardeşleriyle arazisini bölüşemediğinden yakındı, kimileri ise hiç bu sancıyı yaşamamak için öylece bekledi durdu. Miras yoluyla resmi olarak birkaç nesil paylaşılmamış tapular belki de ülkemizin kanayan yarası oldu. Ya da sözde paylaşılıyorsa da resmi işlemler yapılmadı. Öylece kaldı… Bununla ilgili başımdan geçen bir olayı sizlerle paylamak istiyorum.

Geçen aylarda tarafıma bir mahkeme bildirim kağıdı geldi. İncelediğimde zamanında bizim köyden geçen Türkiye Elektrik İletim A.Ş.(TEİAŞ) hatlarından dolayı direklerin dikileceği yerlerin kamulaştırılması kapsamında yer sahiplerine bedelinin ödenmesine yönelik bir işlem başlatılmış, mirasçılardan birinin itirazından dolayı 2016 yılında bir mahkeme başlamış. Günümüze kadar 28 defa duruşma yapılmış. Ve son duruşmada olay bize kadar gelmiş… Resmi olarak babamın babaannesinin üzerine olan yerin 288m2’lik yerden dolayı TEİAŞ tarafından, 165 mirasçıya dava açılmış. Karara bağlanmış TEİAŞ haklı görülmüş. Mahkeme dava masraflarının davalılara yüklenmesine karar vermiş. Burada mahkemeyi ya da adaleti eleştirmek haddimize değil tabi ki. Fakat UYAP sistemi üzerinde dosyayı incelediğimde yaklaşık yirmi bin liranın üzerinde dava harç giderleri görünüyor. Vay anam vay…

Yukarıda özetlediğim hikayeden aklıma takılanları birkaç cümleyle sizlerle paylaşmak istiyorum. 4 kuşaktır resmi işlemleri yapılmamış bir tapu ile karşı karşıyayız. Mahkemenin diğer harç giderlerini bir kenara bırakıyorum sadece 165 kişiye dava duruşma bildirimi ve mahkeme sonuç bildiriminin posta giderlerini kabaca hesapladığımızda bir dünya para tutuyor. 288m2 yerin rayiç bedeliyle tebligat masraflarını kıyasladığımızda ise aynı yeri 3 defa satın alıyorsunuz. Aynı yerin bedelini mahkeme harç giderleriyle kıyasladığınızda ise aynı yeri 20 defa satın alıyorsunuz. İşin birde şu tarafı var örneğin 3 bin TL alacakken 20 bin TL borçlanmak gibi… 165 kişiye kıyaslandığında kişi başı 18 TL alacakken 121TL borçlanmak gibi… Şahsen ben böyle bir kamulaştırma işlemine itiraz etmezdim hele böyle bir davanın açılmasını hiç istemezdim. Şöyle bir düşündüğümüzde hakimler, savcılar, katipler, avukatlar, postacılar vs. boşu boşuna meşgul ediliyor masrafları da cabası, yani olayı milli ekonomiye zarar olarak yorumluyorum. Bu tür örneklerin ülkemizde fazlasıyla olduğunu düşünmekteyim. Kanun yapıcı vekillerimizin bu konuda bir icraat yapmaları gerektiğine inanıyorum. Burada kullanılan paraların eğitime, tarımsal üretime, sanayiye destek olarak verilmesini daha doğru buluyorum.

Aslında bu sözde paylaşılan mirasların günümüzde ortaya çıkardığı sorunlardan biridir. Elbette bahsini ettiğimiz yerin sözde bir sahibi vardır. Ama iş resmiyete dökülmediği için yani sözde olduğu için problem bize kadar gelmiştir. Vatandaş olarak resmi kurumlarda iş yaptırmayı sevmiyoruz ya! (Zaten bu da ayrı bir yazı konusu “Neden böyle?”) Tabiri caizse evraktan, kayıttan, kürekten korkarız ya!

Onun için “TAPU’NUN YOLU BİZE DİKENLİDİR:

Neyse bizim yaşadığımız sadece bir örnek ama miras yoluyla paylaşılamayan tarım arazilerinin tarımsal üretimdeki kaydı da yapılamıyor. Bazı yerlerde bu arazilerde üretim bile yapılamıyor. Yine nesilden nesile paylaşılmış arazilerde ise küçülmeler söz konusu oluyor. Buda tarım kanunumuzun olmasını istediği tarımsal işletme mantığının yerleşmesine imkan sağlayamıyor.

 Devletimiz ilk toplulaştırma işlemini 1961 yılında başlatmış, sonra 1966 yılında bir tüzük yayınlamış yarım asırlık süre içerinde çeşitli düzenlemelerle dönem dönem toplulaştırma faaliyetleri devam etmiş. Son zamanlarda ülkemizin değişik bölgelerinde toplulaştırma işlemlerinin yapıldığını biliyor olsak da yer değişikliklerinden dolayı yerini beğenmeyen vatandaşların serzenişlerini duyuyoruz. Ama şunu da iyi kavramalıyız ki tarımda sürdürülebilir olmak için tarımsal işletme olmalıyız.

Bana kalırsa bölge koşullarına göre değişmekle birlikte tarla tarımı için 50 dekar, sebze ve bahçe tarımı için 10 dekardan aşağı tapu olmamalıdır. Buralarda devletimizin koordinasyonuyla planlı ekim/dikim modeline göre tarımsal faaliyet yapılmalıdır. Bütün üreticiler tarımsal işletme mantığını benimsemelidir. Kar/zarar dengesini hesap etmelidir. Arzu ederseniz bu konularda merak ettiklerinizi bize yazarsanız başka yazılarımızda sizlerle paylaşırız.

Tarımsal üretim ülkemizin can damarıdır. Tarım olmazsa gıda olmaz. Ülkemizde dışa bağımlılığı azaltmak için tarımsal üretim her zaman desteklenmelidir. Kendi gübremizi, kendi ilacımızı, kendi tohumumuzu ürettiğimiz, kendi kendimize yettiğimiz, hatta ihraç ettiğimiz nice yıllara erişmek dileğiyle.

Sevgi ve Saygılarımla

Zir. Müh. Mehmet ÜNVER

mehmetunver983@gmail.com

 
Etiketler: TAPU’NUN, YOLU, BİZE, DİKENLİDİR,
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı