Yazı Detayı
14 Haziran 2022 - Salı 15:23 Bu yazı 288 kez okundu
 
GÖĞDEN
Ali ERDEM
 
 

GÖĞDEN

(Sİ-MO-GE - Silifke Motor Gezginleri. ‘İki teker, bir çadır’
11-12 Haziran Gezi Notları)

Yine bir motor turundayız. Bir gece yatmalı iki günlük yakın çevre gezisi.)
Bu kez altı kişiyiz. Ali abi(Şahin) yok. Onun yerine Kamuran Adıgüzel ve Hüseyin Durna var.
Her ikisi de önceden deneyimli.
Mut gezisinden sonra biraz dinlenince, fotoğrafçı Nadir Köksoy'un Eğriçayır çekimlerini gördüm ve bayıldım. Eğriçayır ve Yüğlük dağını görmediğimden ilgimi çekiyordu. Ziya Gökalp'in "Alageyik" şiirindeki Kafdağı'nın ardı gibi düşünürdüm hep. Ya da ERGENEKON.
...
Kahvaltıyı Yeniçıktı'da, kahvede yaptık. Kahveci yardımcı oldu, deposu küçük motorlara gezici araçtan şişelere benzin aldık.
Mara'da çay bahçesinde Kabasakallı'dan arkadaşlarla lafladık. Çay söylediler. Nasıl olduysa konu birden siyasete geldi.
-Nasıl durumdan memnun musunuz? Dedim.
-Zamlar olmasa eyi, dedi. Biri ve devam etti:
-Sizinkiler gelse mazotu 20 lira yapabilecek mi?


...
Ekmeğimizi, çerezimizi, sucuğumuzu alıp yola koyulduk.
Dağlarda askeri tim nasıl yürürse, onlar gibi belli aralıklarla kıvrıla kıvrıla Kavak, Çatak,
Kıca yönüne gidiyoruz. 2.3. vitesle, çevredeki güzellikleri kaçırmadan Çatak Özü'nde, "Sason Vadisi" boyunca ilerliyoruz.
Kıca göletinde mola verdik. Çimen yeşili bir renge bürünmüş gölette su seviyesi fena sayılmazdı.


...
Çömelek'e varınca molayı uzattık. Kahvede bulunan 10-15 kişinin meraklı bakışlarına yanıt olacak açıklamalarla aralarına karıştık.
Önden yürüdüm. Tek tek herkesle tokalaştık. İki masayı merkeze alıp sandalyeleri çekip oturduk.
Daha biz motorlardan inmeden yanımıza gelen Hasan Yücel Amca(şapkalı olan) şalvarının cebinden hepimize birer "üzerlik" verdi.
Çaylar içildi, "nerden gelip, neredersiniz?" soruları yanıtlandı. "Çömelek" adının nereden geldiğine şu açıklamayı yaptılar:
Köyün geçmişi Karamanoğullarına dayanıyormuş.
"ARISI OLAN ARINIR,
DAVARI OLAN BARINIR,
DAĞLARINDA KEKLİK ÖTER, KEKİK BİTER
ÇOK TA GÜZEL BİR YER,
GELİN BİRAZ ÇÖMELEK"
demişler. Söylence böyle...


...



Çömelek’ten çıkıp kuzeye, dağlara sürdük. Aslında hepimiz için gezi yeni başlıyordu. Çünkü hiç birimiz ceviziyle ünlü Göğden'i görmemiştik. Görülmeyen coğrafya, gidilmeyen köy bizim değildir, anlayışıyla ilerliyoruz.
Çok geniş ve yemyeşil bir vadi. Her taraf su. Bir de gökyüzü. Yüzyıllık ceviz ağaçlarının yanı sıra, yeni dikilmiş, damlama çekilmiş elma, ceviz fidanları...
Köyün merkezine, caminin yanındaki çeşmeye vardık. Hemen yanı başımızdaki evin yanında iki kişi taktak'a yükledikleri ilaç makinesini onarıyor, etrafa maktap sesi yayılıyordu. Bir başkası yanımıza yaklaştı. Onunla lafladık. Kışın kimse kalmazmış. Genellikle Hacıahmetlilerin yaylasıymış. Bıyıklarından MHP'li olduğunu tahmin edince takıldım.

-Nasıl gidiyor, 2023 te Erdoğan'ı seçtirebilecek misiniz, dedim.

-Ben Erdoğancı değilim, MHP'liyim dedi.
Buradan yükseklere çıkıp doğuya, Oğru yönüne gideceğiz. Yol haritamızı Adem Bey çizer genellikle. Çünkü içimizdeki en genç o. Biz de genciz ama Adem kadar değil. Önceki gezileri, gittiği-geldiği yerleri unutmuyor. Ayrıca harita ve coğrafyaya ilgili. Örneğin boş zamanlarında yolları, bağlantılarını inceler, notlar alırmış. Yine de çeşme başında konuştuğumuz arkadaştan tarif alıp tırmanmaya başladık.
...
Vadiden çıkıp kır yaylada ilerliyoruz. Yükseklikle birlikte bitkilerin görünüşü değişiyor. Sarı borçak çiçekleri, mor yabani yoncalar ve kan kırmızı gelincikler renkli bir deniz dalgası gibi etrafımızı sarıyor.
Böyle bir düzlükte, çiçeklerin arasında mola verdik. Acıkmışız. Bir torba Yörük kavurgasıyla "çalduvar" çektik. Yol kenarında o yöredeki Yörüklerin oluşturduğu garip bir gömütlük vardı. Demek ki kural böyle, yaşam nerde bittiyse son durak ora... Başucunda eğilmiş, yıkılmaya yüz tutmuş birer hece taşları. Hani şairin (Nazım Hikmet) dediği gibi:
Anadolu'da bir köye gömün beni, Mezar taşı da istemem. Uyarına gelirse, bir çınar olsun başucumda...




Derken iki yörük çadırı çıktı karşımıza.. Çatma, ağıl, traktör, reno araba, su tankı bir kenarda köpek ve söğüt ağacının tepesinde bayrağımız.
Fatih Harmandar. Demirciliymiş. Eşi Susanoğlu'ndan, Şahinler'denmiş. Uzun zaman minibüsçülük yapmış. Bizi tanıyor. Bizim köydeki, Nuh Korucuklu'yu, Abdi Soydan'ı saydı. Artık dağlara çıkmış. Bu işe, dede mesleğine dönmüş. Böyle toplumdan uzak yerde, sakin bir hayatı seçmiş.
Hemen az gerimizde bir pınarı yukarıdan görmüştük.
-Motorlar iner, görmeden gitmeyin! Dedi.
Hiçbir güzelliği kaçırmaya niyetimiz yok. Hemen geri döndük. Küçük bir keçi yolundan "inpınar"a vardık. İnpınar, yazdım ama söylerken (p) yerine b, (ı) yerine u, (n) yerine Hazal n diyeceksiniz...

 
Etiketler: GÖĞDEN,
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı