Yazı Detayı
18 Haziran 2022 - Cumartesi 17:01 Bu yazı 248 kez okundu
 
Bir Viyana gezisi...
Halil DÖLEK
 
 

Bir Viyana gezisi...

 

Eminim Viyana hakkında çok şeyler okumuşsunuzdur, duymuşsunuzdur ve Viyana’yı  ziyaret etmişsinizdir. Fakat birde benim penceremden Viyana hakkında bir kaç kelime  yazmak istedim. 

 

Bence Viyana, Budapeşte ve Prag orta Avrupa’nın en önemli tarihsel  ve sanatsal kentleridir. Bir ziyaret için geldim Viyana’ya. Geçmişte görevim dolayısıyla çok sık gelmişliğim oldu bu Avrupa’nın hatta dünyanın en yeşil kentine. Viyana’nın yarısı parklardan, çayırlık alanlardan  ve ormanlardan oluşmaktadır. Viyanalılar bu imajlarından gurur  duyarlar, öğünürler ve Viyana’yı “green sprit” (yeşil peri) olarak tanımlarlar. 

 

Avusturya eyaletlerle yönetilen bir ülkedir. Viyana baş şehir olmasının yanında 9 eyaletten bir tanesidir. Viyana yaşama elverişli şehirler anketlerinde hep üst sıralarda yer almıştır. Kolay trafiği, yaya dostu caddeleri, toplu taşımadaki çeşitliği, hava alanından şehir  merkezine 16 dakikalık tren yolculuğu, metroları kısaca alt yapısının mükemmelliği  Viyana’yı cazip kılmaktadır. 

 

Bu cazibe elbette turizme yansımaktadır. Pandemi dönemin bitmesiyle gördüğüm kadarıyla Viyana tekrar çekim merkezi olma yönünde ilerliyor. Otel fiyatların yüksekliği, otel doluluk oranın artışı ve gastronomiye olan talep buna bir örnektir. 2019 yılında 17,6 milyon geceleme Viyana’da kayıt edilmiş. Viyanalı turizm kuruluşları bu sayıya önümüzde yıllarda tekrar ulaşılacağını ifade ediyorlar. 

 

Viyana orta Avrupa’nın önemli tarihi kentlerinden biridir. Tarihi MÖ 2000 yıllarına dayanıyor. MS 436 yılına kadar Romalıların hükümdarlığında kalmış. Roma kralı Marc Aurel Viyana’da ölmüş. Kavimlerin göçü sonrası 1276 yılında Habsburg Dukalığı Avusturya’yı ele geçirmiş Viyana baş şehir ilan edilmiş. 

Viyana 1529 yılında  Osmanlı Sultanı Süleyman tarafından kuşatılmış fakat şehir fetih edilememiş. İkinci Viyana kuşatması 1683 yılında 4. Mehmet zamanında olmuş ve bu da başarısızlıkla sonuçlanmış. İlk kuşatmanın olduğu yer Viyana 18. Bölgesi olarak geçer. Buranın adı tarihsel öneminden dolayı “Türkenschanzpark” (Türk tepesi) ismi altında anılır ve bir park yapılmıştır. Park içine iki ulusun kardeşliğini ve halklar arası dostluğu temsil amacıyla Türkiye tarafından ‘’Yunus Emre’’ çeşmesi yapılmıştır. Açılışı 1991 yılında olmuştur. Bu park Viyana’nın önemli ziyaret noktalarından biridir ve gezilmesini öneririm. 

 

Uzun yıllar Habsburg hükümdarlığında kalan Viyana atlatılan savaşlar sonrası rönesansın etkisinde inşa edilmeye başlanmış. Sonraki yıllarda barok mimarisi kente hakim olmuş. Şu anda Viyana kültürüyle, sanatıyla, mimarisiyle, gastronomisiyle, pastalarıyla, kafeleriyle gezilecek görülecek adeta “açık hava müze” kentidir. Özellikle Viyana 1.Bölgesinde yürüme mesafesinde bu sanat eserlerinin bazılarını doya doya gezerek yaşarsınız. 

Schönbrun sarayı, Stephan Katedrali, Hofburg sarayı, Viyana Karls Kilisesi, Belvedere sarayı, Parlemento binası ve daha yazmakla sayamayacağım inanılmaz bir koruma kültürüyle sahip çıkılan mimari eserler gezmeye ve görmeye değer.

 

Viyana, müzik festivallerinin, konserlerin, operaların ve sanatsal faaliyetlerin yıl  boyunca yapıldığı dünyanın önemli bir kentidir. Tanınmış sanatçıların konser biletleri aylar öncesinden satılıp tükenir. 

 

Viyanalılar kültürün ve sanatın her türlüsüne çok düşkündür. Wolfgang Amedaus Mozart, Johann Strauss, Alman olmasına rağmen eserlerini Viyana’da besteleyen Ludwig van Beehoven gibi önemli klasik müzik bestecileri Viyanalıdır veya Viyana’da yaşamışlardır. Tip biliminin önemli ismi Dr. Sigmund Freud gibi insanlığa önemli buluşlar yapan Carl Djerassi,

Hedy Lammarr, Viktor Kaplan ve Josef Madersperger gibi fen bilim insanları Viyana‘da iz bırakmışlardır.

 

Ben Viyana’ya ziyaretlerimde genellikle biraz şehir dışında Tuna nehri kıyısında kalırım. Bütün haşmetiyle akan Tuna’nın tatlı serinliğinde yaz aylarında geceleri öten ‘bülbül’ kuşunun seslerinde “soğuk bir bira içmek” en büyük zevkimdir. Johann Straus’nun “Mavi Tuna Valsı” bence Tuna nehrini yaşatan en güzel bestedir. 

 

Bu güzel yeşil kent elbette gastronomisi ile önemlidir. Viyana’ya özel “Heuriger” tabir edilen bahçeli, ağaçlar altındaki lokantalar kentin sembolüdür ve turistlerin tercihidir. Heuriger lokalleri genellikle kent dışındaki bölgelerdedir. Kendi şaraplarını üretirler ve müşterilerine ikram ederler. Yemekler genellikle meze türü başlar, sıcak yemeklerle devam eder. Viyanalı olmak, Viyanalıyım diye anılmak, kentin önemli bir imajıdır. Viyanalılar, misafirlerini Heuriger lokantalarında ağırlamaktan onur duyarlar. Lokalin servis elemanları yöresel kıyafetleri ile hınça hınç dolu lokantalarda misafirlere hizmet verirler. 

 

Şarap deyince; Avusturya aynı zamanda ileri derecede şarap üretimi yapan bir şarap ülkesidir. Dünyanın birçok ülkesine önemli derecede ihracaatı vardır. Birçok değişik üzüm cinsinden şarap üretilmektedir fakat “grüner veltliner”den elde edilen beyaz şarap en tanınmışıdır. 

 

Viyana, belki dünyada bir tekdir. 1,9 milyonluk metropol kent çevresinde geniş üzüm bağlarını da barındırır. Bu bağlar 2015 yılında çıkartılan bir kanunla koruma altına alınmıştır. Bağlar kesinlikle her türlü imara ve inşaata kapalıdır. Başka bir ifade ile bağlara “kültür mirası” etiketi verilmiştir. Ve 2019 yılında UNESCO tarafından “Heuriger” gastronomisi bu kültürün bir parçası olmuştur. 

 

Viyana’ya gidişlerimde benim 6 tercihim…

 

1) Plachutta lokantasında akşam yemeği ve yanında “Grüner Veltliner” şarabından içmek. Menüde dana etinden yapılmış Viyana Şinitzeli her ne kadar meşhursa da dana “Tafelspitz” benim tercihimdir. 

2) Trezesniewski’de kendilerine has yaptıkları sandviç ile öğle yemeğini tadmak.

3) Öğle sonrası Café Demel’de kahve içmek ve yanında pasta yemek. 

4) Viyana 1.Bölgede yürüyüş yaparak kentin parklarını ve tarihi yerlerini gezmek. 

İstenirse “hop on-hop off” otobüsleri ile mükemmel gezinti yapılabilinir. Yine istenirse Stephan Katedralinin yanından fayton kiralanabilir. Fayton kelimesi 

Türkçeye Fransızcadan geçmiş olup Viyana’da bu gezinti at arabalarına “fiaker” denir. Türkçe’de bu kelimenin okunuşu “fiyaka” anlamında caka, gösteriş olarak bilinir. Sonuçta bu faytonlar ile gezinti yapıldığından, kelimenin başka anlamsalı gösteriş veya cakadır. Şunu da belirmek gerekir. Faytonlarda çalışan atlar inanılmaz derece koruma altındadır ve çalışma saatleri kanun ile belirlenmiştir. 

5) Dönüşte hediyelik Sacher Torte’sinden (çikolatalı pasta) Sacher pastahanesinden satın almak. Yapım reçetesi 18. Yüzyıla dayanan bu  pastanın tarihçesi de çok ilginçtir. Marka tescili olmadığından her tarafta “Sacher Torte” olarak satılsa da benim tercihim bu pastayı kesin kez Sacher Otelinin pastahanesinden almaktır. 

6) Eğer zamanınız varsa ve kuyrukta beklemeye razı iseniz “Cafe Central” Viyana’nın önemli lezzet duraklarından bir tanesidir. 

 

Viyana seyahatini burada noktalayalım ve yakında bir Budapeşte seyyahını yazmak 

üzere şimdilik hoşça kalın diyelim…

Dr. Halil Dölek 

 
Etiketler: Bir, Viyana, gezisi...,
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı